Afrodit’in adası Kıbrıs’ta doğan sanatçı Hare Tahir, sanat yolculuğuna küçük yaşlarda İngilizce öğrenerek ve İngiliz Koleji’nde eğitim alarak başlamıştır. Çocukluğunun meraklı ve doğayla iç içe ruhu, babasıyla yaptığı köy gezileri ve koleksiyon tutkusu, sanatının temel taşlarını oluşturmuştur.

Londra yıllarında İşletme ve Resim üzerine eğitimini tamamlarken, gerçek dünyayla tanışmış ve farklı yaşam kültürlerini gözlemleme fırsatı bulmuştur. İstanbul’a yerleştikten sonra Yusuf Taktak, Mustafa Horasan, Orhan Taylan ve Ekrem Kahraman gibi usta isimlerin atölyelerinde çalışmıştır. Orhan Taylan ile “Rönesans” tekniği üzerine yoğunlaşırken, Ekrem Kahraman ile kimlik, aidiyet ve yaşamda kişisel bir pencere açabilme olguları üzerine derinleşmiştir.

Hümanist ve idealist bir yaşam felsefesine sahip olan sanatçı, UNICEF bünyesinde kadın ve çocuklara yönelik çalışmalar düzenlemiş, Umut Çocukları Vakfı adına Metris Cezaevi’nde mahkûmlara resim dersleri vermiştir. Yaşamını Kıbrıs ve İstanbul arasında sürdüren Hare Tahir, Yenidüzen Gazetesi’nde köşe yazarlığına ve sanatsal üretimlerine aktif olarak devam etmektedir.

Kişisel Sergiler (Solo Exhibitions) Karma Sergiler (Selected Group Exhibitions)
1985 St Mary’s Institute of Arts, London 1986 Atatürk Cultural Center, Cyprus
1996 Galeri Matyatlı, Istanbul 1995 Saray Hotel, Cyprus
2003 Galeri Artist Horhor, Istanbul 2009 19th Istanbul Art Fair (TUYAP)
2009 Saçaklı Ev, Cyprus 2007 Asmalımescit, Istanbul

 

Hayallerimdeki Küçük Kız

“Bazen ne kadar yorulduğumuzu hissederiz… Zorlukların üst üste geldiğini görürüz hatta. ‘Hayat bu’ diyerek kestirip atmak en kolayı; ancak sonraları anlıyoruz ki, bunların hepsi karşımıza bir neden için çıkıyor.”

“İçimdeki hırçın ve asi kız çocuğunun diz kapakları, izi kalan yaralarla dolunca gerçeği o zaman kabullendim. Zorluklarla karşı karşıya geldiğimiz zaman ilk yaptığımız şey kendimize acımaktır. Oysa işin tılsımı şurada: Yaradan insana üstesinden gelemeyeceği hiçbir zorluk vermez. Bu bir ‘Polyanacılık’ değildir; aksine kabullenmek ve O’nun önünde secde etmektir.”

“Düşünün ki bir ateş yanıyor… Yanan ateşe ne kadar odun kütüğü atılırsa, ateş daha da ihtişamla yanar. Hayatımızdaki güçlükler de böyledir; her bir kütük ruhumuzun daha iştahla ve kuvvetle alevlenmesini sağlar. İnsan denilen yüce varlık, inandığı doğrular ve inancıyla ayakta kalır.”